Şarkılar dinler, şiirler okur ağlardım önceden. Sebepli, sebepsiz yaşama küserdim.
Her şeyi bos verir, çimenlere uzanır gökyüzünü seyrederdim.
Sonsuz maviliğinde büyülenir, bulutları kıskanırdım; mavinin içinde oldukları için.
Yaşamdan bu kadar uzakta ve yaşamın bu kadar içinde oldukları için kıskanırdım onları.
Seni tanımıyordum ki o zamanlar...
Hayatıma gireceğini, yaşamımın masalı olacağını ve benim yaşamımdan bu kadar uzak olduğun halde,
yaşamımın tamda içinde bir bulut olacağını bilmiyordum ki...
Mavi dünyam... Hayatım... Yani sen... Geldin ve masmavi oldu dünyam...
Deniz kenarında yosun kokan kayalara oturur gemileri izlerdim önceden.
Bir gemiye binip her şeyi ardımda bırakıp kaçacağım günleri düşlerdim.
Bu dünyanın içinde ve bu dünyaya ait olmayan bir yer vardı biliyordum;
acılar çekmeyeceğim, kendi halimde yaşayıp, içimdeki çocuğu yaşatabileceğim bir yer...
Düşlediğim o yerin senin yüreğin olduğunu bilmiyordum ki o zamanlar...
Bir gün karşıma çıkacağını, beni yüreğine alacağını ve orada,
o çocuk yüreğinde bana huzurlu bir yaşam vereceğini bilmiyordum ki...
Mavi dünyam... Hayatım... Yani sen... Beni yüreğine aldın ve olduğum gibi sevdin...
Aşk diye bir şeyin varlığına inanmıyordum önceden.
Ama yine de mavi bir aşkın düşlerini kuruyor ve düşlerimi seviyordum.
Aşkın bir düş olduğunu sanıyordum.
Senin o mavi aşkın ta kendisi olduğunu bilmiyordum ki o zamanlar...
Düşlerimdeki aşkın karşıma çıkacağını,
bana elini uzatıp o aşkı bana doyasıya yaşatacağın bilmiyordum ki...
Mavi dünyam... Hayatım... Yani sen... Yani düşlerim... Ben seni çok sevdim...
Al senin olsun bütün mavilerim...( Bakamadığın gözlerim... )