Erzurum - Olur İlçesi Bilgi Portalı
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.
07 Şubat 2012, 20:09:53


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Severkende gitmeyi bilmeli insan..
Cevap SayisiCevap Sayisi: 2 cevaplanmış
Okunma SayısıOkunma Sayısı 132 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: Severkende gitmeyi bilmeli insan..  (Okunma Sayısı 132 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
yakan
Editör
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay

Takımım:

Mesaj Sayısı: 1.917

Üye ID: 11

Nerden: Edirne



Durma Yağmur Durmaaa..


WWW
Kan Grubum:


Durumum:

« : 24 Mart 2009, 12:18:34 »


Güllere küskünüm artık...



Bırakıp Gitmeyi de Bilmeli İnsan...
Tıpkı sevgili için savaşmayı bildiği gibi...
''Yenildim,yenildin,yenildik...'' demeyi de bilmeli...



Belki en güzel yerinde aşkın,belki en delicesine severken,söylemeden en güzelini sözlerin ve duymadan,yaşamadan en büyüğünü sevişmelerin,
kimsenin söndüremeyeceği ateşlere atıp kendini, kimsenin duyamayacağı çığlıkları ata ata yanmayı,kavulmayı da bilmeli...
Ve Zümrüd-ü Anka kuşu misali,kendi küllerinden yeniden doğup,yeniden uçmayı becerebilmeli...



Mesela baharın en güzel sabahlarından birinde...
Mesela sabahın en dingin saatlerinde,mesela yelkovanla akrebin birbirine eşit uzaklıkta olduğu bir zaman dilimde...
Uyanmalı birden bire; aylar, kimbilir belki de yıllar yılı yattığı derin uykularından...
Fırlamalı yerinden aniden,bir hışımla,çabucak toplamalı harfleri,tıkmalı ilk bulduğu valizin içine.Kapamalı tıka basa.
Bir tek noktaları birakmalı dışarda;
usulca çekip çıkarken kapıyı büyük bir özenle,sakince,canını acıtmadan koymalı o noktaları paspasın altına.
Koymalı ve arkasına bakmadan gitmeli....



Kendine yenilmeme adına,sevgiliyi kaybetmeme adına ''sevgi'' nin yenilmesine müsade etmemeli insan...
Bencilliği,egoizmi,kor kuları bırakıp bir tarafa,sevgiyle tarafsızca konuşmayı bilmeli.
Sormalı;yaşayıp yaşamadığını,mutlu olup olmadığını,ne durumda olduğunu sormalı...
''Ben seviyorum işte...'' diye kestirip atmamalı,''sevgimi ne kadar iyi yaşatabiliyorum acaba'' diye sormalı.
Sevginin kendi kendini besleyemeyeceğini,ancak bir başka sevgiyle büyüyüp çoğalacağını unutmamalı.
Ömür bitene,can bedeni terk edene kadar en az el,kol,göz kadar sevgi'ye muhtaç olduğunu unutmamalı.
İyi bakmalı ona,bir doktoru,bir hastanesi,bir eczanesi olmadığının farkına varmalı!



Sevgi'nin tek başına bir hiç olduğunu kabullenmeli insan..
Sevgiyi sevgi yapan şeyleri bir tarafa atmamalı.
Mesela güven,mesela saygı,mesela gülmek...
Dokunmak,söylemek,bak mak,sarmak,sevişmek umarsızca...
Eksiksiz,gediksiz, yarımsız sevmeli, sevilecekse şayet.
Beceremeyeceği işe girmemeli,''zamanla öğrenirim nasılsa'' deyip geçmemeli, deneme tahtası yapmamalı yürekleri.
Ya hep,ya hiç olmalı sevgi,hayatın en büyük kumarı olmalı;kazancında mutlu olmalı,kaybında ise kurpiyerden tekrar fiş istemeyi bilmeli insan.
Hayatın içinde sevginin kredisi asla bitmemeli...
Ne bileyim ben,belki de bir ağaç gibi düşünmeli,köküyle,gövdesi,dalları ve yaprakları,hatta meyvesiyle...
''Ağaç ağaçtır işte'' deyip geçmemeli;her daim yeşil kalması için mücadele etmeli.
Görmeyi de bilmeli,izlemeli,gözlemlemeli...
Ve ömrünü doldurduğu zaman,eğer artık yokolma zamanı geldiyse,kurumuş bir halde bırakmak yerine kesip atmasını da bilmeli insan.
Yerine yenisini dikebilmek için,kökünden sökmeli hemde..



Bilmeli ki birer hikaye aslında ''Leyla ile Mecnun'',bilmeli ki aslında hiç yoktu ''Ferhat ile Şirin''...
Birileri yazmış vakti zamanında,biz de okumuşuz işte,hepsi bu kadar...
Bilmeli ki parmak izi gibidir sevgi;kimsenin ki kimseye benzemez.
Kendi gibi sevmeyi öğrenmelidir insan,kendi gibi sevmelidir.
Okuduğu,duyduğu,gör düğü gibi değil,yaşadığı gibi sevmelidir ve sevdiği gibi yaşamalı.
Kim demiş sevginin kuralları var diye?
Rengi,kokusu,sıfatı?
Yok öyle birşey,olmamalı,oldurmamalı...
Kim demiş aşkın rengi kırmızıdır diye? Bana ne kalıplardan,banane onun bunun yaşadıklarından?
Ya da kim demiş,''sevmek acı çekmektir,ağlamaktır,yok olmaktır'' diye?
Şartanmak değil midir bu,beyni adapte etmek,zorunlu bir inandırmak değil midir?
Hadi be oradan;onlar yanlış biliyor!!!
''Sevmek gülmektir'',''sevmek sevinmektir'',''sevmek mutluluktur'',''sevmek yaşamaktır'',''sevmek var olmak,var etmektir'',''sevmek her şeydir!''...
Her renktir sevgi,her kokudur,her yudum su,her düşen damladır.
Hayatın en büyük gerçeğidir sevgi,olmazsa olmazıdır,yaşanmazsa ölümün kendisidir...



Denemeli insan;tüm gücüyle,tüm enerjisiyle, korkmadan,yılmadan,inanarak denemeli...
Gecesine,gündüzüne, yemeğine,bedenine,kanına,nefes ine katarak denemeli.
Mesela parasından çok olmalı sevgi,malından mülkünden,hatta ve hatta hayallerinden bile daha çok olmalı hayatında.
Hücrelerinde hissetmeli.Ayrılmazı,olmazsa olmazı olmalı,her daim yanında taşımalı.Gereken her yerde tereddütsüz çıkartıp kullanmalı...
Saklamamalı,''şimdi zamanı değil'' deyip kaçmamalı,''yarınlarda bakarım,bugün zamanı değil'' deyip,ertelememeli;
yarının asla gelmeyeceği ihtimalini unutmamalı...
Bulunca sımsıkı sarılmalı,kelepçeyi takıp yüreğine,alıp götürmeli;direnmeye ve direnmesine asla müsade edilmemeli,etmemeli.
İnsan kendi kendine haksızlık etmemeli,bunun faturasının çok ağır çıkacağını ve kolay kolay ödenemeyeceğini bilmeli...



Yaşamak,ama severek ve sevilerek yaşamak...
Renklerin,kokuların, şehirlerin,ülkelerin,canlı cansız herşeyin birden bire nasıl boyut değiştirip,nereden nereye gittiğini gözlemek...
Saliseler içinde hayatın farklı bir boyutuna geçip,aldığın nefesin ciğerlerinde bıraktığı lezzetin farkına varmak....
Yağmura,kara,tipiye; güneşe,denize,kuma,ve hatta havaya yüklediği anlamı kavramak...
Gücüyle gücüne güç katmak,varlığıyla yeniden doğuşu tadını çıkarmak...
Ruhunun ruhunda olduğu her dakikanın keyfini sürmeli insan.
Gidip gidip aynaya bakmalı;gözlerindeki parıltıyı görmek için.
Bağıra bağıra şarkı söylemeli;sevginin sesine kattığı tınıyı yakalamak için.
Elini dudaklarında gezdirmeli ara ara;mutluğunun yarattığı gülümsemenin yüzüne nasıl yayıldığını hissetmek için.
Ve kalbine dokunmalı;atımlarının nasıl değiştiğini farketmek için.
Tadını çıkarmalı insanların ona ''senin neyin var,çok mutlusun?'' diye sormalarının...
En muzip gülüşüyle dikip gözünü gözlerine,''seviyorumm'' diyebilmeli insan kasıla kasıla,şımara şımara...



Ama 3 gün ama 5 yıl..Belki 1 sene,belki 10;gittiği yere kadar işte,gidebildiği yere kadar...
Tarih vermeden,ama gün gelip bitebileceğinin farkında olarak.
Acıyı sevince,sevinci sevgiye,hayali gerçeğe,gerçeği yaşama,yaşamı insana karıştıra karıştıra sevgiyi yaşatmalı.
Ve bir gün uyanıp-ama bedenindeyken eli sevgilinin,ama ruhu yanıbaşında uyurken-anladıysa ki sevgi çok yorgun,sevgi kırgın,sevgi tükenmiş,ürkmüş,saklanmış bir köşeye ağlıyor;
işte o anda hemen kalkıp yerinden,tutup elinden kurtarmalı sevgiyi, sevgilinin elinden..
Kuruyup yok olmasına,bedenden,ruhtan,kandan candan silinmesine müsade etmeden;hemen,,o anda,o saniyede çekip almalı..
Beynini kandıracam diye,sevgiyi harcamamalı.
Farkına vara vara mutsuz olduğunun,günübirlik sevinçler sıkıştırıp eline,onu oyalamamalı.
Sıfırı tüketip gitmek yerine,bitmek,yok olmak yerine,en güzel yerinde veda etmeyi bilmeyi...



Severkende gitmeyi bilmeli insan...
Tükenmeden,tüketmeden, yarınlarını yok etmeden,sonradan pişman olmamak için,''buraya kadarmış''diyebilmeli insan...
Şayet gitmezse tamamıyle biteceğini,sevmeden yaşamanın,ölmekten daha kötü olduğunu anlamalı insan!



Sevgiliyi bırakıp gitmeyi de bilmeli insan,tıpkı sevgi için savaşmayı bildiği gibi...
''Yenildim,yenildin,yenildik...'' demeyi de bilmeli!!!...


Evet; Severkende gitmeyi bilmeli insan...
Logged
yakan'in Imzasi

mavi
mavi_yeşil
Editör
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1.440

Üye ID: 177

Nerden: Erzurum



Mavi_yeşil



Kan Grubum:


Durumum:

« Yanıtla #1 : 24 Mart 2009, 18:25:49 »

teşekürler yakan bu güzel paylaşım için
Logged
mavi'in Imzasi

Heyyy hayat ! bana bir ses ver:Benim yerim neresi:?  >Hayat sesime ses verdinGülümseme)
yakan
Editör
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay

Takımım:

Mesaj Sayısı: 1.917

Üye ID: 11

Nerden: Edirne



Durma Yağmur Durmaaa..


WWW
Kan Grubum:


Durumum:

« Yanıtla #2 : 30 Mart 2009, 17:41:54 »



Sevgi varsa;
Bu kenti yağmurlu bir zamanda seninle beraber kaldırımları arşınlamak daha bir anlamlı oluyor..
Böyle bir zamanda seni tanımaksa yeni bir kente ilk kez girmek gibi heyecanlı…
Işıltılı, yemyeşil ve çocuk sesli…
Bulvarları, ebruli dükkânları büyüler insanı…
Kentin her sokağı ellerin olur, omzuna dokunur şaşırtır seni…
Hercai dolanırsın, heyecan dolarsın; o yeni kentin içine karışır, bakarsın bir güzel...

Sana, hep gülücükle bakar kent ilk buluşmalarda…

Ve sorar; adın neydi senin…
Seni, hep güzel gölgelerinde serinletir güneşinde ısıtır sevinirsin…
Sana görünen güzellikleri olur kentin, o yeni insanın…

Sonra, bir sabah bir kalkarsın…
Güneşi göremezsin pencerende, aynı sokaklardan geçersin ama aynı değildir. Bir kenti tanımak, bir insanı tanımaktan uzun sürebilir...   
Kent; saklayabilir sırlarını ve gerçeğini; ama insan ele verir çabucak kendini, sevgi yokken..

Sevgi yokken...
Zaman sana öğretir, alışırsın…
Yollar, aynı yerde kıvrımlanır; çukur aynı yerdedir…
Güneş, aynı iki ağacın arasından doğar; aynı iki betonun arasına batar, görürsün; ama şaşırmazsın…
Sen elin cebinde dalarsın.Kirli hava ciğerlerine dolar.Kent sana batar…

Sevgi yokken...
Gitmek istersin; O kentten nefret edersin…
Yeni bir kent hasreti, sarar bedenini.
O kenti terk zamanı gelmiştir ve gidersin...

Sevgi yokken;
bir kenti çözmek, bir insanı çözmeye benzer…
Yok, olmaya yüz tutmuş incelik, gelecek çetin günlerin habercisidir… Ç
ırılçıplak yalan olur, ayağın çamura batar...
Tutulmamış sözler olur, ellerine asfalt yapışır…
Güven, Saygı, Hoşgörü ulu bir çınarın yaprakları gibi, dökülür kucağına…
Hüzün sarar dört yanını…
Gri olur gözlerin…
Yeni bir insan hasreti dolar damarlarına...Terk etmek istersin, ama hemen gidemezsin… 

Bir kenti çözmek, bir insanı çözmekten kolay olabilir sevgi yokken;
Ama bir insanı terk etmek, bir kenti terk etmekten kolay değildir…
Kentin, en yüksek tepesine çıkıp ELVEDAA diye haykırabilirsin..

"Elveda" yı sana bakan iki göze, o kadar kolay söyleyemezsin;
Acı verir..Bir insanı çözmek çözülmektir, farkına varmaksızın...
Seni yeni tanıyan bir yeni kente girmiş gibidir…
Senin sokaklarında dolaşır,renklerinde oynaşır, varoşlarına kadar iner; anlamazsın…
Hüzünlerin, sevinçlerin,korkuların, naçarlığın ulu bir çınarın yaprakları gibi dökülür kucağına, Çözülürsün...


Yeni bir kent, kucağına konulmuş bir armağan paketidir hiç beklenmedik…
İlkin, çığlık olur dudaklarında. Sevinçle, telaşla açarsın;..
İncitmeden, Yırtmadan...
Çıkar ortaya, çiçek desenli dört köşe… Dört köşe olursun sevinçten; Heyecan sarar bedenini…
Yeni bir kent, Hayatın sana sunulmuş bir armağanıdır...
"Ve hayat sana sunulmuş bir armağandır" o an...

Kutudan ışıltılı, güzel sesler içinde, bir oyuncak çıkar; kahkahaya boğulursun…
Zaman sana o oyuncağı öğretir...
Kurcalarsın; nereye bassan, hangi ışık yanar, neyi çevirince, hangi ses çıkar, bilirsin artık. Zaman sana öğretir...
Sevgi yokken, içini görmek kalır, son heyecan…

Kurcalarken kırarsın onu... Özür dilersin, tamir edersin…
O ışıklar gene yanar, o sesler gene çıkar;ama heyecan vermez sana, seni sıkar…

Bir gün, oyuncak sepetine koyarsın onu, karışır diğerleriyle;
Ama evden atmazsın, öylece durur, oyuncağın gözlerinde hüzün... Sen göremezsin...

Bir sepete atılma ihtimalidir seni bekleyen; Sevgi yokken...
Ama sevgi varken; Yeni bir kente ilk kez girmek gibidir...
Işıltılı, yemyeşil, çocuk sesli…
Tüm ilk heyecanları yine yaşarsın, Hem de daha şiddetli…
Sana sunulan güzellikleri çoğaltırsın, kendin de çoğalırsın kendinde...
O kenti sevebilirsen eğer; çamurlu yollarıyla, yanmayan sokak lambalarıyla, deşik kaldırımlarıyla, kentin bütününü seversin...
Varoşlarını da okşarsın, parmakların sızlasa da…
Her gördüğün düğüne kamber, her gördüğün cenazeye keder olursun...
Seversin kenti kent de seni sever. Her kıvrımını tanırsın, Kent senin her kıvrımını bilir…
Kent çinko damlardan ağlar, Sen silersin gözyaşlarını...
Sen ağlarsan, kent yüzüne örter yapraklarını…
Dudaklarında saklar seni fırtınalarda…
Sen kentin bozuk yollarını onarırsın, solmuş duvarlarını boyarsın; Kent senin solmuş umutlarını renklendirir...
Sen kenti çoğaltırsın, O da seni gönendirir, Sevgi varken...

Sevgi varken; Bir insanı tanımak, Bir kenti tanımaktan uzun sürer... İnsan sırlarını sonsuza taşıyabilir...
Sevgi varken; Yeni bir insanı çözmek, Bir armağanı çözmektir kırmadan
Ve çözülmektir, yıpranmadan Sevmek; tüm ışıklarını, tüm seslerini bilip armağanın Her seferinde yeniden şaşırmaktır…
Sevmek; tüm ışıklarını, tüm seslerini bilip kentin Her seferinde kente ilk defa girebilmektir...
Sevmek, bir insanla başlar…
O insan; her gün sana verilmiş bir armağandır, bütün yanlarıyla...

Sahi Adın neydi senin....
Biraz daha yorgun, biraz daha yenik, Hayat devam ediyor..



Sevgi YOKSA;
Gitmeyi bilmeli insan..



kısmen alıntı
Logged
yakan'in Imzasi

Sayfa: [1]   
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC

Gezweb İnternet Hizmetleri
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu! Dilber MC Theme by HarzeM